2009 yılını uğurlayıp 2010 yılına girdiğimiz ilk gün Amsterdam'ın tadını çıkarmaya koyulduk. Şehir merkezi küçük, yani yürüme mesafesinde olduğundan biz de tabana kuvvet dedik ve başladık yürümeye. Aslında gezilecek çok fazla yer vardı ancak yılbaşı nedeni ile birçoğu kapalıydı. Bu nedenle Amsterdam eksik kaldı bizim için. Gidip tamamlamak lazım. Hayırlısı diyelim. Gözümüzü her yeri gezme hırsı bürüdüğünden ne zaman kafamıza eser de eksikleri tamamlarız bilemiyorum. Lakin güzel bir şehirdi Amsterdam vesselam. Gitsek yine mutlu oluruz, tekerrür üzmez bizi.
Önceki yazımda Amsterdam'ın kanallarla örüldüğünü söylemiştim. Bu yazımda ise o kanallar ve çevresindeki etkileyici mimariden örnek resimler paylaşacağım.



Kiliseler kapalı olduğu için ancak uzaktan bakabildik. Biz de mimariyi seyrede seyrede Vondelpark'a doğru uzandık.




Bisiklet kullanımının yaygınlığını şehrin her yerinden anlayabiliyoruz. İşte bisiklet park ve yolları. Böyle bir altyapıya hazır olmamız çok uzun zaman alacağa benziyor. Bir de fikri değişim gerekiyor ki; o daha da uzun zaman alacaktır ülkemizde.


Vondelpark'a bir türlü gelemedik ama konu fikri değişimden açılmışken bahsetmeden edemeyeceğim. Bizim ülkemizde kaybolan yakınlarımızı bulamazken şehirde öyle bir güven ortamı hakim ki; kayıp kedi ilanı var. Hayvanları sevmeyen insanları sevemez derler ya. İşte bu kavramı damarlarımızda hissediyoruz Amsterdam'da. İlginç olan şu: Bizde bir hayvan kaybolsa, sonu büyük ihtimalle ölümdür zavallıcığın. O panikle gider bir arabanın altında kalır veya bir cani ruhlunun saldırısına maruz kalır. Bunlardan da kurtulursa bir belediye muhakkak zehirler. İlan verilmesi mi? Gülerler adama. İşte bu ülkede gülünmüyor buna, ne güzel değil mi?

Artık Vondelpark'ı anlatmanın zamanı geldi. Vondelpark şehir merkezinde insanlara spor yapacakları, keşmekeşten kaçacakları, kafalarını dağıtacakları bir ortam sağlıyor. Amsterdam'da bu tür parklardan çok var, biz otelimize yakın olduğu için buraya gitmeyi tercih ettik.


Vikipedia'dan aldığım bilgilere göre 47 hektarlık alana kurulmuş Vondelpark. Açılış tarihi 1865. Açıldığında Nieuwe Park imiş adı. Daha sonra yazar Joost Van Del Vondel'in adına hitaben parkın adı Vondelpark olarak değiştirilmiş. Yılda 10 milyon ziyaretçisi varmış parkın.
İnsanlar parkta hayvanlarını gezdirirken türlü türlü kuş çeşitleri görebiliyoruz. Bizim kuğularımız Ankara'da Kuğulu Park'a tıkılmış, burada ise parklarda geniş geniş salınıyorlardı. Bu arada biraz Avrupa özentisi gibi hissettim kendimi. Yani iyi yönleri mevzubahis olunca sonuna kadar özenirim, bizde de olsun isterim açıkçası.


Parkın hemen girişinde bir de film müzesi vardı ama maalesef kapalıydı. Ne kötü değil mi? Neyse yürüdük mecburen. Az gittik uz gittik dere tepe düz gittik. Derken bir vatandaş ile karşılaştık. Adam spor yapıyor. Tamam yap tabi sporunu. Zeki, çevik ve ahlaklı ol. Ancak böyle giyinmene de gerek yok ama. Kendimi eskimo gibi hissettim yanında arkadaşın. Ben gölcük üzerindeki buzlarda yürüyecekken adam şortla koşuyordu. Durdurdum kendisini. Sandı ki; eşimle resim çekilmek istiyorum. Sonra kendisi ile resim çekilmek istediğimi söyleyince hafif şaşırdı. Ama hafif tabi. Ne de olsa Hollanda'da erkekler arası evlilik de yasal. Öyle anlasaydı ağzımızın tadı kaçacaktı. Ben kendisine kıyafet farkına ilişkin durumu anlattım ve anı ölümsüzleştirdim. Helal olsun diyorum kendisine. Hayatta başarılar.
Müze gezilerimizi ertesi güne saklayarak atıştırmaya koyulduk. Poffertie diye bir tatlıları var. Geniş teflon ocaklarda krep gibi bir şey pişiriyorlar, siz pişen şeyi yiyeceğinizi aromayı seçiyorsunuz. Sonra kürdanı batıra batıra yiyorsunuz. Lezzetli bir tatlıydı. Açlığımızı kesmeye ise yetmedi. Yemeğe gittik. Bu kez Arjantin yemekleri yapan bir restoranda giderdik açlığımızı. Her bira türünden denedim bu şehirde. O kadar da çok var ki... Eşim de meyveli şarap denedi. Nereden bilelim asıl meyveli şarapları ülkemizde Şirince'de içeceğimizi. Her neyse o başka yazının konusu. Eşimin içtiği şarabın adı Sangria idi. İspanyol şarabı imiş. Değişik ve güzeldi. Tavsiye olunur.



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder